Bir yakınımız vefat ettiğinde, geride bıraktığı mal varlığıyla birlikte borçları da mirasçılara geçer. Borçların mal varlığından fazla olduğu veya mirasçının mirasla ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmek istemediği durumlarda Türk Medeni Kanunu, mirasçılara mirası reddetme imkânı tanır. Bu yazıda mirasın reddine ilişkin temel kuralları genel hatlarıyla aktarıyoruz.
Mirasın reddi ne anlama gelir?
Mirası reddeden kişi, mirasçılık sıfatını kaybeder. Böylece mirasbırakanın mal varlığından pay almaz; buna karşılık mirasbırakanın borçlarından da mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulmaz. Ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması gerekir (TMK m. 609). Bu nedenle mirasın yalnızca bir kısmını kabul edip geri kalanını reddetmek mümkün değildir.
Süre: üç ay
Mirası ret süresi üç aydır (TMK m. 606). Bu süre:
- Yasal mirasçılar için, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; mirasçı olduklarını daha sonra öğrenmişlerse bu tarihten,
- Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten
itibaren başlar. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde sulh hakimi bu süreyi uzatabilir veya yeni bir süre verebilir (TMK m. 615).
Ret nasıl yapılır?
Ret, sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı bir beyanla yapılır (TMK m. 609). Beyanın süresi içinde mahkemeye ulaşması önemlidir.
Mirası reddetme hakkı hangi durumlarda kaybedilir?
Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır. Ayrıca süre dolmadan tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi dışında kalan işlemler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı da mirası reddedemez (TMK m. 610). Bu nedenle ret düşünülüyorsa, mirasa konu mallar üzerinde tasarrufta bulunmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Borca batık tereke
Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödeme güçsüzlüğü açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Uygulamada “hükmen ret” olarak adlandırılan bu durumun mahkemece tespiti istenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, yazıdaki bilgiler hukuki görüş yerine geçmez.

